AKYAZİSESİ YAZARI,İBRAHİM ERDEM KARABULUT SON.

AKYAZİSESİ YAZARI .

15 TEMMUZ TÜRK MİLLETİNİN YAZDIĞI SON DESTAN.

Türk milleti binlerce yıllık devlet deneyimiyle 16 devlet kurarak adeta devletleşme geleneğinin mimarı olarak bilinir, Milletler Türk devletleşme planını örnek alarak devlet kurmayı adeta taklit etmişlerdir.

Devlet kurmada öncülük yapan Türk milleti gerekçeleri iyi okunması gereken yıkılan Osmanlı imparatorluğunun sonunda verdiği İstiklal mücadelesinde kurduğu son devlet Türkiye Cumhuriyetinde henüz 100. yılını doldurmadan çeşitli başkaldırılar, kalkışmalar, ihtilaller, askeri darbeler, verilen muhtıralar, demokrasiye ayar çekilen 28 şubatları yaşadı.

Türk milleti olarak içimizde çıkan hain ve alçak bir yapılanma olan FETÖ terör örgütünün dış mihraklar ile ortaklaşa gerçekleştirdiği hain darbe kalkışmasını yaşadığı 15 Temmuz, milletimizin sağduyulu, inançlı, kararlı bir şekilde karşı koymasıyla yazılan son destan oldu.

Devletleşme geleneğini dünyaya öğreten Türk milleti kurmuş olduğu son devlet olan Türkiye Cumhuriyeti, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sağlam temeller üzerine inşa ettiği devletimizin her geçen gün daha sağlam temelleri desteklenmesi gerekirken her fırsatta kuruluş felsefesinin tersine hareket etmemiz bize bu hain kalkışmaları yaşatıyor.

Türk milletinin son devleti olan Türkiye Cumhuriyetini yönetmek için demokrasi gereği seçimlerle yetki verdiğimiz siyasi otoriteler devlet geleneğinden çıkılarak bu falan cemaat, bu filan tarikat, bu bizim partili, şu karşı tarafın adamı, bu amcamın kızı, bubu dayımın oğlu, bu bizim adamımız düşüncesiyle liyakatli kadrolar yerine, düzensiz ve taraflı kadrolar devletin temeline konmuş dinamit olarak ileri tarihlerde patlıyor.

Bunlar ihtilal ve darbe yapacak kadar güçlü olmasalarda meşgul ettikleri koltuklarda milletin hizmet alımı hususunda hepimizin bildiği “bugün git yarın gel” uygulamasını yapanlar olarak karşımıza çıktığıdır.

Örgütlü tarikat, ve cemaatler ise milletin gözünü boyayarak tıpkı FETÖ terör örgütü gibi neredeyse bütün Türk milletinin sevgisini kazanacak şekilde dünya milletlerinden gelen öğrencilerin “türkçe olimpiyatlarında” şarkı söylediği gibi faaliyetlerle, zararsız görünmesi ile gizlenerek bu millete kurduğu tuzak gibi.

Her Türk vatandaşının kandığı bu yapı devletin yönetilmesi için seçtiği siyasi yapıyıda inandırmayı başaran devlet yararına gibi görünen faaliyetleriyle kandırmış hatta ülkenin başbakanlığını yapan mevcut Cumhurbaşkanımız “Ne istedinizde vermedik” ifadesini kullanmıştı.

Yaptıklarıyla aldattığı sadece Erdoğan değildi.
Neredeyse ülke siyasetinde bulunan söz sahibi her siyasi partinin lideri ile “ahbap çavuş” ilişkisi kurmayı başarmıştı. Bundan çıkarılması gereken dersin ise devletin devamlılığı için bireysel başarı sahibi ve örgütsüz liyakatli insanların tercih edilmesidir.

Devlet kendisine lazım olan kadroları zaten ihtiyaç duyduğunda siyasi otoriteye bildirerek kadro talebinde bulunmaktadır, yeterki bu kadro taleplerinde siyasi otorite kendince taraf bildiği kadroları dayatmasın.

Siyasetin içerisinden gelen “Biz CHP üyesi kadrolar almayıpta Ülkücü kadrolar-mı alacaktık” söylemi hangi gerekçeyle olursa olsun siyasi kadrolaşma ların, cemaat, tarikat gibi kadrolaşmaların bugün değilse bie, bize ilerde yine bir hain kalkışma yaşatacağı unutulmamalıdır. Bu kadrolar zaten aldıkları görevlerde bu milletin hizmet alımında incitici, yaralayıcı ifadeler dışında, sistemin ağır ve aksak gitmesini sağladığı kesindir.

Devletin ayarlarıyla oynanmamalıdır.
Devlet liyakatli kadrolarla yönetilmelidir.
Devleti yönetenler bu milletin birer öz evlatları olarak vatandaşına hizmet için aldıkları görevlerinin şuurunda olmalıdıri.
Devlet kadroları bileğinin hakkıyla, layıkıyla yaptığı göreve atandığını, seçildiğini bilincine sahip olup, siyasi otoriteye değil millete hizmet etmesi gerektiğinin farkında olmalıdır.

Siyasi otorite ise bu devlet geleneğini koruma ve kollama ile hareket ederek bunun sarsılmaması için elinden gelen desteği göstermelidir. Siyasi otorite öncelikle kendi siyasi yapısından kurtulup milletin arzusu doğrultusunda önce siyasi partiler kanununda düzenlemeye gitmelidir.

Kendi liderliklerinin devamı için liyakatli kadrolardan korkarak kendilerine el pençe divan duran yapılardan kurtulmalı gerçekte ülkeye, millete, devlete hizmette kendisini kanıtlamış olan, toplumda karşılığı olan liyakatli kişilerle siyasette ilerlemelidir.

Kendisine çeki düzen vermeyen siyasi yapılanma siyasi ahlakı yerine getirmediği süre içerisinde ülkemizdeki toplum ahlakının, ticari ahlakın,aile ahlakının düzelmesi mümkün değildir.

Başka 15 Temmuzlar yaşamamak adına milletimizin vermiş olduğu bu son istiklal mücadelesi iyi anlaşılmalıdır. İhtilaller, kalkışmalar, darbeler dönemi bitmiştir gafleti yaşanmamalıdır.

15 Temmuz hain kalkışmasının lideri Fetö’nün ben “Tayyip Erdoğan ile savaşmıyorum onun tanrısıyla savaşıyorum” ifadesi ile 1980 ihtilali yapıldığında ise Pentagonun beyazsaraya “Bizim çocuklar darbeyi gerçekleştirdi” söylemi ülkemizde darbelerin siyasete değil Türk milletine yapıldığını göstermektedir.

Ülkedeki siyasi liderler bu bilinçle hareket etmeyi unutmayıp biraz büyüdüğünde dalları, budakları budanan, ölmek üzereyken biraz dal ve budakları sulanan ülke olmaktan kurtulmalıdır.

15 Temmuz şehitlerinin sonsuza kadar bu milletin kalbinde yaşayacak olması, gazilerimize saygısı ise onları daima minnetle, şükranla anması Türk milletinin asaletinde var olduğu gerçeğidir.

Yaşasın Türk Milleti.
Yaşasın Türk Milletinin inançlı, imanlı, kararlı, şanlı 15 Temmuz direnişi.
Kalın sağlıcakla.

İbrahim Erdem Karabulut

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir